Yoga, Geleneksel Çin Tıbbı ve Meridyenler Teorisi

22 Feb, 2021 . 6 dk

Bilinen en eski spiritüel pratiklerin ve iyileştirme yöntemlerinin şaman kültürü ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Klasik Çin Tıbbı da şaman kültüründen aldığı kökle gelişmiştir.

İsminden beklenenin aksine Geleneksel Çin Tıbbı, aslında Klasik Çin Tıbbının modernleşmiş ve bilimsel yöntemlere uyarlanmış halidir. Zaman ilerledikçe yönetimler, şamanların pratiklerinden rahatsız olmuş, şamanlar sadece büyü ve insanüstü özelliklerle anılmaya başlamışlar, iyileştirme yöntemleri de çağ dışı olarak nitelendirilmiştir. Bu yaklaşım sebebiyle hastalıkları iyileştiren kişilere şaman yerine hekim denmeye başlanmıştır. Klasik Çin Tıbbı da bu yaklaşımla değişime uğramış, eskiden ruh, beden ve zihni beraber iyileştirirken, sadece beden ve zihin üzerine odaklanan bir yöntem olan Geleneksel Çin Tıbbına dönüşmüştür. 

Geleneksel Çin Tıbbı başka tedavi yöntemleri de sunmakla beraber, günümüzde en çok akupunktur tedavisi ile anılmaktadır. Akupunktur tedavisi, Batı için gizemini uzun yıllar boyunca korumuştur. 1971 yılında Amerikalı bir gazetecinin Çin Ziyareti sırasında apandisit ameliyatı sonrasında ağrıları için gördüğü akupunktur tedavisini anlatan yazısıyla ilgileri iyice üzerinde toplamıştır. Batı dünyası, bedendeki akupunktur noktaları üzerine derin araştırmalar yapmış, ama bedende bu noktaları ve meridyenleri bir türlü bulamamışlardır. Yıllar sonra bu gizem çözülecek ve Dr. Hiroshi Motoyama’nın çalışmalarıyla, meridyenlerin fasyal dokuda yer alan su taneciklerinden oluşan kanallar olduğu bilgisi ışık olacaktır. 

Meridyenler en sade anlatımıyla bedendeki enerji kanalları, akupunktur noktalarının birleşimidir. Yoga’da bu kanallar “nadiler” olarak adlandırılır ve bedende 72.000 tane nadi olduğu düşünülmektedir. Geleneksel Çin Tıbbı’ında chi, yogada prana olarak ifade edilen yaşam gücünün bu kanallardan aktığı anlatılır. Yoga’da en önemli kabul edilen üç nadi; Ida, Pingala ve Sushumna’dır. Nadilerin birbirine yakınsadığı noktalar ise çakraları oluşturmaktadır. Çakraların Geleneksel Çin Tıbbı’ındaki karşılığı “dantien”lerdir. 

Meridyenler üç katmanlıdır. İlk katman deri altında yer alan ve akupunktur tedavisiyle ulaşılan katmandır, ikinci katman kasları saran fasyal dokuda yer alır. Üçüncü katman ise ilgili organda yer alır. Yin Yoga’da meridyenlere ikinci katman olan bağ dokular aracılığıyla ulaşılmaktadır. 

Geleneksel Çin Tıbbı 12 meridyen üzerine yoğunlaşır. Bu meridyenler beş element altında sınıflandırılır:

Geleneksel Çin Tıbbında kullanılan elementler enerjinin dönüşümünü anlatırken, Yoga’da anlatılan elementler evrenin oluşumunu anlatır. Ulaşmayı hedefledikleri açıklama farklı olduğu için Geleneksel Çin Tıbbındaki elementler (ateş, toprak, metal, su, ağaç); Yoga Felsefesinde anlatılan elementlerden (ether, hava, su, ateş, toprak) farklıdır. Geleneksel Çin Tıbbındaki elementler bir döngü içerisindedir: Su, ağaca can verir, ağaç ateşe… Lavlar toprağı verimli kılar, toprak metale diğer bir deyişle değerli madenlere, metal de suya can verir. 

Diğer yandan Yoga’da kullanılan elementler çakralarla ilişkilendirilir. Kök çakranın elementi toprak, svadisthana çakranın elementi su, manipura çakranın elementi ateş, kalp çakrasının elementi hava, boğaz çakrasının elementi etherdir. Ajna çakra ve taç çakranın elementleri yoktur. 

Yoga Felsefesi de Geleneksel Çin Tıbbı da kendi içinde bir bütünlük taşır. Elementlerin ve anlatılmak istenilen mesajın farklılığı sebebiyle iki yaklaşımı birbiri ile karşılaştırmak yerine, ayrı ayrı değerlendirmek daha doğru olacaktır. Yoga Felsefesi ile maddenin oluşumunu ilgili elementler ışığında anlamak mümkünken, Çin Tıbbı elementleri ile de enerjinin döngüsünü anlamak, organların birbiri ile ilişkisini anlamak bütüncül bir yaklaşım sağlayacaktır.

Geleneksel Çin Tıbbına göre bedendeki yin organlar (kalp, dalak, akciğerler, böbrekler, karaciğer, dış kalp zarı), yang organlardan daha önemli kabul edilir. Yang organlar, yin organın işlevini destekleyen, safra kesesi hariç boş kanallar olarak anlatılır. Diğer yandan yin organlar, kan ve chi gibi değerli saf maddeleri depolarlar. Safra kesesi safra depolayabilme özelliği nedeniyle ne tam yin ne de tam yang bir organdır.

Meridyenlere Yin Yoga hareketleriyle ulaşabilmek için duruşlarda uzun kalmak gerekmektedir. Yaklaşım akupunktur yaklaşımıyla benzerdir. Akupunktur için yerleştirilen iğnelerin deri üzerinde uzun süreli kalışı gibi, duruşlar da belli bir süre tutulmalıdır. Duruşlarda geçirilen bu uzun sürenin bir sebebi de chi akış hızının oldukça yavaş olmasıdır.

Bu kadim bilgiler sizin de ilginizi çektiyse, Yoga Felsefesinde derinleşmenin en güzel yöntemlerinden biri Yoga Eğitmenlik Kursuna katılmak olabilir. “Yoga nedir? Yoganın faydaları nelerdir?” gibi sorularınıza yanıt bulacağınız kurs içeriğini incelemek için sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Ankara’da bulunan yoga merkezimizdeki derslere salonlarımızda ya da online olarak katılımınızı heyecanla bekliyoruz!